Herifin sayesin

 

| Hinweis | Home | Impressum | Download | Son Yorum |

| bir yanlış anlama ile her şey başlamıştı | 2007 | 2008 | 2009 | 2010 | 2011|

 

04.01.2012

 

Devekuşu

 

Senenin ilk yazısı bu olmamalıydı!

 

Tehlike anında gözlerini kapatan…

Kafasını kuma gömen…

Hayatın gerçekleri karşısında kendini saklayarak…

An be an, gün be gün yaşayan…

Korkak, sinmiş bir varlık…

Devekuşu!

 

Türk milleti de…

Devekuşu misali, kafasını kuma gömerek…

Tehlikeyi görmedikten sonra yok sayan…

Ama kıçının havada ve “tehlikeye” açık olduğunu unutanlardan…

Gerçekler karşınsında kafasını o yana bu yana çevirerek…

Bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyenlerden!

  

Ölüm her ne şekilde gerçekleşirse gerçekleşsin…

İster eceliyle, ister kazayla…

İsterse de kasıtla olsun, nihaidir…

Ve ölümün iki yüzü vardır…

Ölümle yüzleşen için sondur…

Beklide yeni bir başlangıç…

Aradan yıllar geçse bile… 

Arda kalan için ölümün yüzü acıdır!

 

Ölenler bizim insanımız…

Acı bizim acımız…

Ama…

Teröristlerin güzergâhında…

Sınırda…

Gece karanlığında…   

Gerekçe ekmek parası olsa bile…

Ne işiniz vardı orada?

 

Neden kimse çıkıp da sormaz?

Ey yüce padişah efendimiz…

Tahta çıkalı bunca sene oldu…

Neden bu insanlara bir ekmek kapısı açmadın?

 

Kaçakçılık yaparak evine ekmek götürmeye çalışanlar…

Bunu yapmak zorunda kalanlar…

Toplum için, insanlık açısından bir utanç vesilesidir…

Toplumun aynası – temsilcisi siyasiler için ise yüzkarasıdır!

 

Kaçakçı devlete vergi ödemez…

Kaçak malla…

Beleş mezar bulsa içine atlayacak başkasının ödemesini de engeller…

Ama…

Kaçakçı, PKK’ya ödeme yapar…

Bu ödeneklerle kurşun ve mühimmat alınır…

Ve bu kurşun gider Mehmetçiği bulur!

 

Devam edecek…

                                                                         *

05.01.2012

 

Kısır bir döngüdür milletin kader dediği…

Bilmez ki, kendi kaderini kendi tayin ettiğini!

Ev sahibi gibi davranan kiracıyız bu dünyada…

Azgın herifin şanı şöhreti denizleri aştı…

Başka ülkelere ulaştı…

Azmış şeytan, bizden uzak…

Dolar endeksine yakın ol…

Yalancı pehlivan…

İki dilin bir lisanın var…

Ama…

 

Bir o yana bir bu yana yatma şaşkın
Tenhalarda menhalarda kalma şaşkın

Şaşkın sana ne dedim sen ne yaptın
Dün gece gördüm seni ters yola saptın

Bir o yana bir bu yana yatma şaşkın
Tenhalarda menhalarda kalma şaşkın

Sana başka sözüm yok bu alem içinde
Bi alemsin şaşkın, sen alem içinde”

 

Davul tozu ve minare gölgesi ile aldatırsın…

Sen bir utanmazsın!

                                                                        ***

06.01.2012

 

En iyi yatırımlar ortalık karışıkken yapılır

 

Genelkurmay başkanı Başbuğ’un tutuklanmasının ardından aklıma geldi:

 

2. Cumhuriyet programında ”hür teşebbüsün” anlamı, büyük uluslararası tekellerin hürriyetidir. “Hür düşünce” ve “insan hakları” dedikleri, kapitalizmin dizginsiz ve gaddarca uygulamasıdır. İşsizliktir, yoksulluktur, sınıfsal kutuplaşmadır, uluslararası boğazlaşmadır. Gladio’nun, kontrgerillanın patronu ve dayanağı ABD’dir, yani uluslararası hür teşebbüstür.

 

                                                                                                                         Doğu Perinçek

                                                                        ***

11.01.2012

 

Mustafa Kemal’in askerleriyiz

 

Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu vatan için canını, kanını, malını, mülkünü, sağlığını feda edenleri saygı ve sevgiyle anıyor, Hakkın rahmetine kavuşanlara Allahtan gani - gani rahmet, gazilere de esenlikler diliyorum.

 

Ve düşünüyorum…

 

Sokakları, ortalığı, orada – burada, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diye çınlatanlar…

İstiklal savaşında, Gazinin askerleri olsalardı halimiz nice olurdu?

 

Eski bir özdeyiştir:

 

Lafla peynir gemisi yürümez!

                                                                        ***

12.01.2012

 

Dersimiz demokrasi

 

Demokrasinin ilerisi, gerisi yoktur. Demokrasi ya vardır, ya yoktur!

Tıpkı İslam’ın ılımlısı, ılımsızı olmadığı gibi.

Ancak birileri çıkıp bize demokrasiyi öğretmeye kalkıyor.

 

Çağımızda temsili demokrasiyi tüm yanlarıyla, iyisiyle – kötüsüyle yaşıyoruz. Ancak birileri çıkıp bize ileri demokrasiyi öğretmeye kalkıyor.

 

Yine çağımızda 194 devletten, 2008 verilerine göre 119’u parlamenter sistemle yönetilmektedir. Bu verilere göre Avrupa’da bulunan 25 devletin tümü demokratik parlamenter sistem ile yönetilirken, özgürlükler bakımından tek istisna Türkiye’dir. Ancak birileri çıkıp bize ileri demokrasiyi öğretmeye kalkıyor.

 

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları özgürlükler bakımından sınırlı bir hürriyete sahiptir*. Bu sınıflandırma toplumumuz için bir ayıptır. Ancak birileri çıkıp bize ileri demokrasiyi öğretmeye kalkıyor.

 

İnsanlık tarihi incelendiğinde, toplumu yönetmenin en gaddar biçimi olarak karşımıza diktatörlükler çıkmaktadır. Astığı astık, kestiği kestik ve hukuku kendi anlayışına göre yorumlayan, mutlak egemen ve denetimsiz bir güç olan bu siyasi düzeni bastıran yegâne şekil; proletaryanın diktatörlüğüdür. Ancak birileri çıkıp bize ileri demokrasiyi öğretmeye kalkıyor.

 

Proletaryanın diktatörlüğü şekil bakımından, bir veya birçok kişinin oluşturduğu diktatörlüklerden ve yürütme organının icraatlarından daha tehlikelidir. Çünkü bir veya birçok kişinin oluşturduğu bu yürütme organı genelde eğitimli insanlardan oluşur. İki şekilde denetimi sevmez, zaten denetlenemezlerde. Ama demokrasi bir yerde denetim demek! Ancak birileri çıkıp bize ileri demokrasiyi öğretmeye kalkıyor.

 

Tolstoy’un değimi ile ”…düşüncelerin ardında saklanan büyük fikirler daima sadedir. Demem o ki, bozulmuş ve kötü insanlar bir araya gelerek bir güç oluşturabiliyorlarsa, iyi insanların da bunu yapması gerekir… Aslında bu kadar basit…” 

 

Evet, Tolstoy böyle diyor ama iyi insanların bir araya gelerek bir güç oluşturması ne yazık ki o kadar kolay değil, hele Türkiye’de herhalde imkansızın ötesinde!?

 

*Kaynakça: Freedom House   

                                                                        ***

03.02.2012

 

Elveda

 

Elveda Atatürk milliyetçiliği…

Elveda Atatürk ilke ve inkılâpları…

Elveda ulus devlet anlayışı…

Elveda laik devlet…

Elveda çağdaş yaşam…

Elveda ey şanlı Türk…

Elveda, elveda!

 

Devri Tayyip-i…

 

Devir orman kibarlarının devri…

Devir kişiliksiz soytarıların devri…

Devir öküzler arası Formula bir yarışı düzenlense açık ara birinci gelenleri devri…

Afet-i devran!

 

Dürüstlük erdemdir…

Herkes senin zannettiğin kadar aptal değil…

Sende sandığın kadar akıllı değilsin!

 

Zaman her şeyi eskitiyor bu sözümü unutma.

 

Her işiniz gibi…

Bu işi de elinize yüzünüze bulaştırmışsınız…

Medya dedikleri kitlesel yönlendirme…

Sıradan insanları aldatma ve kandırma araçlarını elinize geçirmişsiniz…

Ama…

Heyhat, siz kim - güvenlik kim!

 

Elveda Rumeli…

Birçoğumuzun önceleri severek izlediği…

Sonlarına doğru sapıttıkları bir dizi…

Nereden aklıma geldi bilmem…

Hadi dedim kendi –offline- video kütüphaneme bu diziyi de ekleyeyim. ATV’den dizinin bölümlerini online izleyebiliyorsunuz ama indirmeye kalktınız mı engelleniyorsunuz!?

YouTube…

Part1, part 2, part 3 falan…

71 bölüm böyle indirilir mi?

Ha s…

Neyse terbiye sınırlarını zorlamayalım, ATV download’u sözüm ona engellemiş!? Aramızda, adamların hakkını yemeyelim ama…

Ya ne desem bilmiyorum, aslında fena yapmamışlar ama ergen gerisi! Başka bir şey değil işte.

 

Bu zihniyeti DEVIRMEK…

Bu zihniyete elimden gelen her türlü zararı vermek namına…

Gelin ben size nasıl download yapılır bir – iki açıklamada bulunayım.

 

Sizde kendinize bir offline video kütüphanesi oluşturmak istiyorsanız, öncelikle flatrate bir internet bağlantısına sahip olmanızda fayda var. Download sınırsız olmalı!

Yine Microsoft Windows üzerinden anlatacağım, çünkü işletim sistemi olarak hala açık ara bu sistem birinciliğini korumaktadır. Offline video kütüphanesinin olmazsa olmazlarının başında, bilgisayara Video Codec’leri yüklemek gelir (değişik formattaki videoları izleyebilmek açısından) burada shark codec’ini öneriyorum. Ben buradan video indirmeyi anlatıyorum ama aynı şekilde, en azından YouTube üzerinden mp3’leride indirebilirsiniz. Programların kullanımını anlatmak niyetinde değilim. Lütfen İnternetten araştırın. Videoları YouTube’dan indirmek istiyorsanız jdownloader diye bir programı öneririm. Bu programda kısaca şu iki noktaya değinmek istiyorum. Programı yükledikten sonra YouTube linki genelde otomatik programa kayıt ediliyor. Programda bir kaç dosya açıldığını görüyorsunuz. Başlarında mp3 veya mp4, flv falan yazar. Sizi ilgilendiren eğer müzikse mp3 videoysa mp4 dosyasıdır. Diğerlerini silip önceden ayarlar üzerinden indirmek istediğiniz yere indirebilirsiniz. YouTube dışında video indirme gereksinimini duydunuz. İki program var, ikisi de benzer çalışıyor. Realplayer veya Orbit Downloader’i deneyin. Tekrarlıyorum programların kullanımını anlatmak niyetinde değilim. Lütfen İnternetten araştırın. Gelelim kendini akılı sananlara…

 

Bok olmadan kokmaya çalışanlara. Kendini cin sanıp, başkalarını çarpmaya çalışanlara…

 

Web Stream Recorder

                                                                        ***

06.02.2012

 

Varoşların efendileri

 

Düşüncelerim sığ kıyılarda gezinirken… 

Elim klavye ile bütünleşmiyor. Bir konuyu araştırıyorum, okuyorum – düşünmeye çalışıyorum…

Ancak okuduklarım, araştırmalarım zihnimi o kadar bulandırdı ki…

Sağlıklı bir neticeye ulaşamıyorum. Perdeyi aralamaya çalışıyorum, sanki sihirli bir el uzanıp perdeyi geri çekiyor – görmemi engelliyor. Perde arkasına elimi uzatıyorum…

El yordamıyla, görmeyen gözlerle arıyorum. Açıkça neyi aradığımı, neye dikkat etmem gerektiğini de bilmiyorum!

 

İlişkiler…

Açık seçik ilişkiler…

Kapalı kapılar ardında…

Perde arkasından sürdürülen ilişkiler…   

Ve bu ilişkilerin meydana getirdiği olgular!

   

Toplum…

Temel, toplumsal kolektif değerler…

Toplumsal sorunlar…

Söz konusu edilmeyen toplumsal doku…

Mevcut toplumsal dokumuzdan dolayı…

Zindan olan hayatlar.

 

Polis ve yeraltı dünyası…

Karanlık ama bir o kadar pırıltılı hayatlar…

Gizli kasalar…

El altından dağıtılan…

Elden ele dolaşan servetler…

Görmeyen gözler…

Duymayan kulaklar.

  

Din, siyaset ve para arasındaki korkunç ilişki aracılığı ile dayatılan…

İdeolojiye karşı, yeni bir ideoloji içindir kavga…

Bireyin ekonomik başarısıdır esas olan…

Atadan kalan değerler…

Dildedir…

Özde olan, edinilen servetler…

Kan parasıdır, gözyaşıdır…

İstikbalinden edilen, istikbaldir bedeli.

 

Yeni düşünceler…

Fikirler…

Eşkıyanın adaleti kısa sürer.

 

Bilinçaltına oynayanlar…

Aptalın sırtından…

Kanından, kazanılan paralar.

 

Ampulcüler…

Toplumun “önde gelenleri”…

Sanatçısı, siyasetçisi…

Zengini…

Bir gün öder bedeli.

 

“Zengin, yasayı para kesesinde taşır!...”

                          Jean Jacques Rousseau

                                                                        ***